DENİZ YILDIZI



BAŞLIK
KODLARI
BAŞLIK
KODLARI
BAŞLIK
KODLARI
ARKADAŞLARIM
CBOX
KODLARI

FEEDJİT
KODLARI
BAŞLIK
KODLARI
BAŞLIK
KODLARI
BAŞLIK
KODLARI
BAŞLIK
KODLARI
Simli Komik Resimler

Html Kodlar & Simli Resimler

Site Ekle

BLOGCUYA UYARLAMA
Crediti
Template By


SUSMA SUSTUKCA SIRA SANA GELECEK
DENİZ YILDIZI
20. Yüzyıldaki Etnik ve Kültürel Soykırımlar
21/12/2009
Kategori: YASAMIN ICINDEN





1- Jozef Stalin (SSCB, 1934-39) 13,000,000 mülteci-100 binlerce ölü.
2- Adolf Hitler (Almanya, 1939-1945) 12,000,000 mülteci kamplarda 2 milyon ölü-kayıp.
3- Mao Tze Dong (Çin, 1966-1969) 11,000,000 kişiye kültürel asimilasyon-toplama kamplarında sayısı belli olmayan kayıplar.
4- İspanyol ve Amerikalı Kaşifler (1492-1800) 7,972,000 ölü- kayıp.
5- Hideki Tojo (Japonya, 1941-1944) 5,000,000 ölü-kayıp.
6- Pol Pot (Kamboçya, 1975-1979) 1,700,000 ölü.
7- Kim Il Sung (Kuzey Kore, 1948-1994) 1.600,000 mülteci ve toplama kamplarında ölü-kayıp.
8- Menghitsu (Etopya, 1975-1978) 1,500,000 ölü-kayıp.
9- Charles DeGaulle (Cezayir, 1954-1962) 1,000,000 ölü-kayıp.
10- Yakubu Gowon (Biafra, 1967-1970) 1,000,000 ölü-kayıp.
11- Leonid Brezhnev (Afganistan, 1979-1982) 900,000 ölü-kayıp.
12- Jean Kambanda (Ruanda, 1994) 800,000 ölü-kayıp.
13- İngiliz Krallığı (Avustralya, 1849-1938) 719,000 ölü-kayıp , 100 bin mülteci.
14- Suharto (Doğu Timor, 1976-9 600,000 ölü-kayıp.
15- Saddam Hüseyin (Iran ve Kuzey Irak 1980-1990) 600,000 ölü-kayıp.
16- Yahya Khan (Pakistan, 1971 ve Banglades,1990) 500,000 ölü- kayıp.
17- Savimbi (Angola, 1975-2002) 400,000 ölü-kayıp.
18- Molla Ömer - Taliban (Afganistan, 1986-2001) 400,000 ölü- kayıp.
19- Idi Amin (Uganda, 1969-1979) 300,000 ölü-kayıp.
20- B.Mussolini (Etiyopya,Yugoslavya 1936) 300,000 ölü-kayıp.
21- Danimarka (Danimarka 1945) 250,000 Alman Mülteci ölüme terk edildi.
22- Mobutu Sese Seko (Zaire, 1965-1997) 250,000 ölü-kayıp, 200 bin mülteci.
23- Charles Taylor (Liberya, 1989-1996) 220,000 ölü-kayıp.
24- Foday Sankoh (Sierra Leone, 1991-2000) 200,000 ölü-kayıp.
25- Amerika (Almanya Dresden,1943-1945) 200,000 sivil ölü (Dresden'e sığınan siviller).
26- S. Milosevic (Yugoslavya,1992-96) 180,000 ölü-kayıp.
27- Michel Micombero (Burundi, 1972) 150,000 ölü-kayıp.
28- Amerika (Hiroşima-Nagazaki 1944) 135,000 ölü (atom bombası).
29- Almanya (Namibya 1891) 117,000 ölü-kayıp, 15 bin mülteci.
30- Hassan Turabi (Sudan, 1989-1999) 100,000 ölü-kayıp.
31- Richard Nixon (Vietnam, 1969-1974) 70,000 ölü-kayıp.
32- Papa Doc Duvalier (Haiti, 1957-1971) 60,000 ölü-kayıp.
33- Marcos (Filipinler) 50,000 ölü-kayıp.
34- Hissene Habre (Çad, 1982-1990) 40,000 ölü-kayıp.
35- Vladimir Ilich Lenin (Rusya, 1917-1920) 30,000 muhalif infaz edildi.
36- Francisco Franco (İspanya) 30,000 muhalif infaz edildi.
37- Lyndon Johnson (Vietnam, 1963-1968) 30,000 ölü-kayıp.
38- Hafiz Esad (Suriye 1980-2000) 25,000 ölü-kayıp.
39- Khomeini (Iran, 1979-1989) 20,000 ölü-kayıp.
40- Eski Yugoslavya (1995 Bosna-Hersek) 15 ölü, 7500 kayıp, 45 bin mülteci.
41- Paul Koroma (Sierra Leone, 1997) 6,000 ölü-kayıp.
42- Usama bin Ladin(Dünya çapında,1991-2001) 4,000 ölü-kayıp.
43- Augusto Pinochet (Chile, 1973) 3,000 ölü-kayıp.
44- Efrain Rios Montt (Guatemala) 2,000 ölü-kayıp.
45- Sierra Leone 80,000 mülteci, kayıp rakamı belli değil.
46- Kıbrıs Cumhuriyeti (1912-1974) 25,000 sivil mülteci, 1000'ni aşkın ölü, 100 İngiliz ölü.
47- Yunanistan (Bati Trakya,1923-1990) 400,000 mülteci evlerini terk etti.
48- Bulgaristan (1970-1989) 360,000 mülteci kültürel asimilasyon sonucu evlerin terk etti, 1000 kişi toplama kamplarına alındı.
49- Norveç (1920-1930) Tatar göçmenleri kısırlaştırma ve toplama kamplarında izole etme.
50- ABD –Felluce (2004) Devam ediyor..
Yazan: oral62 | Yorum (0) | Yorum yaz! | Bağlantı
senden korkan senin kadar şerefsizdir i......ne!!!!!
20/12/2009


(s33
AÇIKLIYORUM BİR ÇOK KİŞİ BLOG FARESİ OLDUĞUNU BİLİYORDU ZATEN TAMAM KABUL EDİYORUM blog faresi benim elimde 45000 kişinin blog şifresi var:) daha size neler neler edeceğim... bu 45000 kişinin elimden çekeceği var. 4 dakika önce)

arkadaşlar bu şerefsize dikkat edin arkadaşlık tekliflerini kabul etmeyin.
Yazan: oral62 | Yorum (4) | Yorum yaz! | Bağlantı
Yavrum seni leylek getirdinin cyber versiyonu!!!
19/12/2009




Bilgisayar meraklılarına...
 
 
Yavrum seni leylekler getirdi' nin cyber versiyonu:

> Çocuk: - 'Babacım yaa, ben nasıl oldum, çok merak ediyorum' diye israr edince...
> Adam, 'Nasıl olsa bunu bu oğlana bi gun anlatmak durumunda kalacam,
> iyisi mi şimdi izah edeyim,
> hazır sormuşken, kurtulayım gitsin bu işten' diye düşünür, içinden...
> -'Bak evladım, çok iyi dinle, zira bir daha anlatmıyacaam:
> - 'Ananlan baban, bundan yedi sene evvel, bi 'cyber cafe'de karşılaştı.
> 'Bir-iki bakıştıktan soona bu 'cyber cafe'nin musait bi yerine geçtiler...
> Baban'memory stick' ile , 'USB' den bi baglantı kurdu...
> 'Anacıın bu fırsatı eyi değerlendirerek 'memory stick' den bi kaç  'down load' indirdi...
> 'Bu dangalak baban da, bir-iki 'upload' yükledi...
> Ammaaa,' '.... heyecandan'Firewall' kullanmayı unuttuğumuz aklımıza geldiğinde iş işten geçmişti...
> Ondan sonra da , ne 'delete' edebildik, ne de 'cancel'...
> -Sonuç olarak da, dokuz ay soona ortaya felaket bi 'Virus' çıktı....
....................................................

Yazan: oral62 | Yorum (4) | Yorum yaz! | Bağlantı
Mutlaka ama Mutlaka Okunması gereken bir belge....Bad-el harab-ü
19/12/2009  Livaneli´nin köşe yazısı
 
> Deniz Bey, o fotoğrafı çıkarıp bakmanın zamanı geldi!
> Seçimler öncesi CHP'ye zarar vermemek için bildiğim birçok konuyu
> içime gömerek sustum, bundan sonra da bu parti ve liderine ilişkin
> hiçbir şey yazmayacağım.
> Çünkü bir faydası olacağına inanmıyorum.
> Ama bu konudaki son yazımda size bir tanıklığımı aktarmak zorundayım.
> Bunu bir borç olarak görüyorum:
> ***
> Deniz Bey lütfen hatırlayın:
> 19 Aralık 2002 tarihinde karlı bir Ankara gününün akşamında Mehmet
> Sevigen'in evindeydik.
> Ben Cumhurbaşkanı ile görüşmeden geliyordum.
> Abdullah Gül Başbakandı, Tayyip Erdoğan'ın ise Meclis'e girme umudu kalmamıştı.
> Cumhurbaşkanı Sezer bir gün önce, Tayyip Erdoğan'ın "milletvekili
> olmadan başbakan olma" önerisini reddetmişti.
> Türkiye'nin kaderi o akşam o evde değişti, çünkü siz "Tayyip Erdoğan
> başbakan olacak!" diye tutturdunuz.
> Sizi "Çok tehlikeli bir oyun bu!" diye uyaran parti dışından önemli
> şahsiyetlere kızdınız,
> "Hayır!" dediniz "İki ay dayanamaz. Göreceksiniz iki ay dayanamaz.."
> Sizin bu iddianıza karşılık ben ne dedim: "Erdoğan herhangi bir
> kişi değil, bütün tarikatların birleşerek Erbakan'ın yerine seçtiği
> siyasetçi; arkasında Amerika, Avrupa desteği de var.
>
> Program Türkiye'yi ılımlı İslam cumhuriyeti yapma programı. Sizin
> dediğiniz gibi iki ayda gitmeyecek; tam tersine, bu odada bulunan
> herkesin siyasi hayatını bitirecek."
> İki ay dayanamaz iddianızı, "görüşleri gereği IMF ile anlaşma yapmaz,
> ekonomiyi zora sokar ve dayanamazlar." tezine oturttunuz.
>
> Ama bunların hepsi bahaneydi çünkü siz iki partili rejimin işinize
> yaradığını anlamış ve seçim sonuçlarına sevinmiştiniz. Çünkü size ana
> muhalefet partisi lideri olmak ve soldaki rakiplerinizi yok etmek
> yetiyordu. Bu iş birliğini daha sonra da sürdürdünüz.
>
> O zaman ben sizin Tayyip Erdoğan'la seçim öncesinde Beylerbeyi'nde
> gizlice buluştuğunuzu ve bir anlaşma yaptığınızı bilmiyordum.
>
> Bu gecenin tanıkları var: Önder Sav, Eşref Erdem, Mehmet Sevigen,
> Bülent Tanla, Yaşar Nuri Öztürk.
>
> Belki bazıları sizden korkar ve tanıklık etmez ama bir kısmı da bu
> sözlerin doğru olduğunu açıklar.
>
> Yani tanıklar var. Ötekiler de söylemese bile içten içe bunun doğru
> olduğunu bilir. Siz de bilirsiniz.
> Tartışmanın sonunda dediniz ki:
>
> "Bu gece birbirimizin fotoğrafını çektik. İki ay sonra çıkarıp bakalım.
>
> Ama rötuş yapmadan. Hangimiz haklı çıkmışız?"
>
> Şimdi, 2007 seçimlerinin ardından o fotoğrafı cebinizden çıkarıp bakın
> Deniz Bey.
>
> Ve düşünün; Meclis grubunda "Erdoğan'ı başbakan yapıyor diyorlar. Evet
> yapıyorum.
>
> Var mı itirazı olan!" diye bas bas bağırmanıza değdi mi?
>
> Erdoğan' la Beylerbeyi 'nde gizlice buluşmaya ve size oy veren
> milyonları hiçe sayarak gizli anlaşmalar yapmanıza değdi mi? (Deniz
> Bey, biliyorsunuz ki bu gizli buluşmanın da tanığı var.)
>
> Başbakan olmak, elbette Erdoğan'ın demokratik hakkıdır. Ama bunun için
> olağanüstü çaba harcamak CHP'nin birinci görevi değildir. Üstelik
> dokunulmazlık kaldırılmadan.
>
> Bir milletvekilinin mazbatasını iptal ettirip, Anayasa'yı değiştirip,
> grubu baskı altına alıp, Siirt seçimlerini es geçip Erdoğan'ı meclise
> sokmak ve dokunulmazlık zırhına kavuşturmak için verdiğiniz canhıraş
> çabanın yüzde birini partiniz için verseydiniz sonuç bambaşka olurdu.
>
> Size o gün söylediğim gibi, Türkiye'nin kaderini değiştirdiniz.
>
> Deniz Bey; sözlerimde en ufak bir çarpıtma varsa çıkıp söyleyin.
>
> "Öyle değildi. Böyle konuşmadık." deyin.
>
> Genel Sekreterinizin ve en yakınlarınızın tanık olduğu bu konuşmayı inkâr edin.
>
> Ya da başınızı önünüze eğin ve tarihin hakkınızda vereceği yargıyı düşünün.
>
> Deniz Bey; çok ağır şeyler yazdığımın farkındayım. O akşamki
> tartışmaya kadar bir dostluğumuz vardı, bunları yazmak istemezdim.
>
> Ama hem duruma doğru teşhis koyamamanız, hem de aşırı derecede inatçı
> olma huyunuz yüzünden hepimizi tehlikeye attınız.
>
> Tayyip Erdoğan'ın yüzde 34 oyla meclisin üçte ikisini ele geçirmesinin
> manivelası oldunuz.
>
> Daha önce Refah Partisi'nin belediyeleri ele geçirmesi de sizin oyları
> bölmeniz sayesinde gerçekleşmişti. .
>
> Tayyip Erdoğan'ların ve yine çok yakın dostunuz olan Melih
> Gökçek'lerin en büyük şansı sizdiniz.
>
> CHP'nin ise en büyük şanssızlığı oldunuz.
>
> Bu ülkenin sola şiddetle ihtiyaç duyduğu bir dönemde, bütün
> uyarılarımıza rağmen partiyi sağa çekmekte, Kürtlerden, Alevilerden,
> solculardan ayırmakta ısrarlı oldunuz.
>
> Erdal İnönü, Hikmet Çetin, Murat Karayalçın, Fikri Sağlar, Ercan
> Karakaş, Mehmet Moğultay, Seyfi Oktay, Celal Doğan ve daha birçok
> sosyal demokratla el ele tutuşup halkın karşısına çıkmanız gerekirken;
> eski MHP'lileri, eski ANAP'lıları, idamla yargılanmış sağcı
> militanları parti vitrinine çıkarmakta ısrar ettiniz.
>
> Size defalarca "Bir şeyin aslı varken kopyasına kimse bakmaz!"
> dememize rağmen, sol politikaları değil, MHP çizgisini tercih ettiniz.
>
> Sağcıları ve sekreterinizi Meclis'e sokarken, İsmet Paşa'nın Avrupa
> Konseyi'nde komisyon başkanı olma başarısını gösteren torunu Gülsün
> Bilgehan'ı Meclis dışında bıraktınız.
>
> İnanın ki bunları yazarken samimi olarak üzülüyorum. Keşke haklı
> çıkmasaydım, keşke sizin tahminleriniz doğrulansaydı diyorum ama durum
> ortada.
>
> Yazık oldu Deniz Bey, hem size, hem partinize, hem de size inanan
> temiz yürekli sosyal demokratlara.
>
> Artık bundan sonra istifa etseniz de bir etmeseniz de.
>
> Bad-el harab-ül Basra !

Yazan: oral62 | Yorum (yok) | Yorum yaz! | Bağlantı
Her ulusun disiplinden anladigi sey
19/12/2009
Her ulusun disiplinden anladdığı  sey ne kadar farklı. Biz sırada kıpırdamadan oturan,her soyleneni yapan  ögrenciyi disiplinli buluruz degil mi?Aslinda bizim aradigimiz disiplin degil İTAAT'tir.Oysa bu Çocuklar yaptıklarında bu seviyeye disiplin sayesince gelmisler besbelli..Hani su bizde hic olmayan turden bir disiplinle...Biz boyle bir grup olustursak sevkle baslariz daaaa .....Sonunu getirebilir miyiz hic sanmiyorum.Onun icin''Turk gibi basla,Ingiliz gibi bitir''diyorlar ya.P.

  
 GOZLERINIZE INANAMAYACAKSINIZ..Muhakak izleyinnnnnnnnn:
 En basindaki Reklamdan sonra gosteri basliyor.
Tiklayin




 

Yazan: oral62 | Yorum (yok) | Yorum yaz! | Bağlantı
TÜRKİYEDE CANLI YAYINLARDA KIRILAN POTLAR
19/12/2009


Melih GÖKÇEK'in konuk olduğu bir televizyon programında canlı yayına katılan bir hayat kadınının sözleri:

'Melih BEY iyi günler, biz, bizim kerhanede 100 tane orospu, senin gibi bitane Orospu Çocuğu doğurmadık !!! ' demesi.
 

Kahramanımız 'Seda SAYAN' yine bir sabah elleri belinde, programını sunuyor. O sırada bi canlı bağlantı olur  ve... Seda SAYAN:
- AAloooğğğ kiminle görüşüyoruz ? 
- Ben Mustafa;
- Naber lan Mustafa ?
- Nerden arıyosun bizi Mustafa ?
- Şişli'den.
- Ne iş yapıyon lan Mustafa?
- Belediye başkanıyım...
(Mustafa SARIGÜL)
 


İsmet Badem bir basketbol maçında seyircilerin arasına çıkar ve bir kızla röportaja başlar.
Badem: sizin gibi güzel bayanları salonlarda görmekten çok mutlu oluyorum. Basketbola bu ilgi nereden?
Kız: ben Efes kızlarından biriyim zaten.
Badem: Aaa öyle mi çıplak değilsin ya tanıyamadım.
Bu diyalogdan sonra anlatım masasında olan Murat Murathanoğlu kopmuştur ve ekranları başında izleyen milyonların söylemek istediklerine tercüman olmuştur.
Murathanoğlu: Ya İsmet bi de sana bu iş için para veriyorlar değil mi?
 

Esra Ceyhan'ın programında da böyle anlardan çok yaşanmıştır şöyle ki, yeni piyasaya çıkmış birini konuk etmiştir Esra hanım, sohbet ederler, Esra hanım her zamanki gibi başlar yalakalıklarına, kasetiniz çok güzel olmuş geçen hafta aldım evde arabada her yerde dinliyorum demesi üzerine yeni yetmenin kasetim daha çıkmadı haftaya çıkacak demesi.
 

Sokakta kurban kesen insanlarla röportaj yapan NTV muhabirinin bir vatandaşımızla yaşadığı diyalog:
- Burada sağlık açısından elverişsiz koşullarda beklettiğiniz bu etleri yemeyi düşünüyor musunuz?
- Yok, bacım, eşe dosta dağıtacağız.

   

Mustafa Denizli'nin ATV de bizim stadyumu sunduğu dönemdeki hakemliği yeni bırakan Erman Toroğlu'nu anons ederken 'tartışmasız Türkiye'nin en büyük düdüğü' demesi Erman Toroğlu'nun afallaması.
 

Bir Cevizkabuğu programı, konuk Zekeriya Beyaz;
ZB: Şimdi, sayın cevizkabuğu.. .
HC: Cevizoğlu efendim.
 


Reha muhtar telefondaki adama fırça atıyor.
- Bütün bunları nasıl yaptın ha? cevap ver??
- Bakın efendim şöyle izah edeyim...
- Sus konuşma, hala utanmadan izah ediyorsun..cevap versene??!
 

Reha Muhtar: kaza nasıl oldu anlatır mısınız?
Mağdur (kaza sonrası yatakta yatmaktadır): kamyon karşı yoldan bizim taraf geçti ve kafadan çarptı.
RM: Peki o sırada ne düşündünüz?
Mağdur: Valla pek bir şey düşünemedik Reha Bey.
RM: Anlıyorum ama o sırada düşündüğünüz ilk şey neydi?
Mağdur: Bir şey düşünemedik, zaten çok kısa sürede oldu.
RM: yani efendim, o orta şeridi aşıp üstünüze gelirken, aklınıza ne geldi?
Mağdur: Hatırlamıyorum.
RM: Peki efendim.
 

Acun firarda pr ogramında, Acun'un yurtdışında bir barda önüne gelen kıza sarkıntılık yapıp yılışan bir tipi gösterip, 'görüyorsunuz sayın seyirciler magandalık sadece Türklere özgü değil, Avrupa'da da magandalar var' demesi, ardından o kişinin gelip, 'abi nasılsın? Ben de Türküm' demesi.
 

Satanist hikâyelerin revaçta olduğu günlerde, TV programlarının birinde, izmirde satanist olduğunu iddia eden biriyle, röportaj yapan muhabir arasındaki diyalog;


Muhabir -  peki siz gerçekten bakire kızları mı kurban ediyorsunuz?
Satanist - yok be abi, İzmirde bakire kız ne arar...


EN BAŞATAKİ Melih GÖKÇEK'in konuk olduğu CANLI YAYIN POTU ÇOK SES GETİRDİ MAŞALLAH BLOGCULARI BİRBİRİNE DÜŞÜRDÜ HER KEZ BİRBİRİNİN ŞİFRESİNİ SÖZÜM ONA ÇALARAK BANA SALDIRDI AMA KALDIRMAYACAĞIM YAZIYI BEN BURDAYIM YÜREĞİ OLAN GELSİN BAKALIM. ŞEREFSİZLİK KANINDA OLANLAR ;ŞEREFSİZLERİ KORURLAR.KRALDAN ÇOK KRALCI OLACAKLARINA ,AÇ KARINLARINI DOYURSUNLAR ÖNCE.  Korumaya calıştığı adam cebine paramı koyuyor acaba ŞEREFSİZLER.(BLOG ŞİFREMİN BAŞKALARININ ELİNE GEÇMİŞ OLMASI NEDENİYLE VE BAZILARININ ADIMI KULLANAK REKLAM AMAÇLI TAHRİK OLDUĞU İÇİN KISA SÜRELİĞİNE KAPATILMIŞTIR... BLOG YÖNETİMİNE VE DEĞERLİ ARKADAŞLARIMA ARZ EDERİM. METEKAN)

ARKADAŞ KENDİNİ MEDYATİK SANIYOR HER HALDE ADININ KULLANILARAK REKLAM YAPILMASINDAN BAHSEDEREK BENİMİ KASTEDİYOR ACABA .AYIP ARTIK YUH ARTIK YANİ.


Yazan: oral62 | Yorum (2) | Yorum yaz! | Bağlantı
Yasami nasil algiliyorsak oyle yasiyoruz
19/12/2009
Kategori: YASAMIN ICINDEN




Kissadan hisse....
O gun gokyuzunde simsekler cakiyor, yagmur bardaktan bosanircasina yagiyordu. Kucuk kiz her sabah oldugu gibi annesinin sesiyle uyanmis, kahvaltisini etmis ve okuluna gitmek uzere yola cikmisti.Ancak simsekler birbirinin pesi sira o kadar gurultuyle cakiyordu ki, kucuk kizin annesinin icini bir endise kaplamisti.

Anne, yavrum bu havada yolda yururken korkmasin diye dusundu. Sirtina bir sey gecirdi ve sokaga firladi. Okul yolunda kizini aramaya basladi...
Derken bir de bakti ki, kizi az ileride minik adimlarla yuruyor, simsek caktigi anda durup gokyuzune bakarak gulumsuyordu.Anne kizinin bu davranisina pek bir anlam veremedi; meraklandi.Yanina yaklasip sordu: Yavrum, hic korkmadin mi bu havada yalniz yurumekten?
Hem ne zaman simsek caksa durup yukari bakarak oyle ne yapiyorsun?
 

Kucuk kiz cevap verdi: Gulumsuyorum... Cunku Tanri fotografimi cekiyor.
 

Yasami nasil algiliyorsak oyle yasiyoruz diyenler yanilmiyorlar galiba. Yazan: oral62 | Yorum (2) | Yorum yaz! | Bağlantı
Siz Potomyayı bilir misiniz?
19/12/2009



  Siz Potomyayı bilir
 misiniz?


 Karadeniz'in şirin  bir kasabasıdır.

.. Ama Karadenizliler iyi bilir, Po
 tomyayı ve
 öyküsünü..

 Biri var ki; O Potomya yı herkesten daha iyi bilir,
 bilirdi:

 Mustafa Kemal Atatürk.

 Cumhuriyetin ilk yılları.. Devrimler peşi sıra
 
 geliyor,şapka devrimi

henüz uygulamaya konmuş...

 Hilafetçiler durumdan rahatsız. Derken şeyh Sait
doğuda

hilafet

 Kisvesi altında bilinen Kürt isyanını
 başlatıyor.

 Vatan toprağının hiç> Bir köşesinden destek bulamazken, Potomya'da
 bir
 sivri zekalı halkıörgütleyip " hilafet isterük" diye şeyh Sait isyanına destek veriyor.

 Atatürk , önceleri bunları ciddiye almıyor. Ancak "Cumhuriyet istemezük,devrimleri tanımazük" diye sesleriyükselmeye başlayınca

 Duruma el koymak mecburiyeti doğuyor. Donanmanın Hamidiye" gemisini

 Potomya sahillerine gönderiyor. Hamidiye , Potomyayı kuru-sıkı bombalamaya başlayınca

isyancı halk çil yavrusu gibi kaçışmaya

Hamidiye susmuyor.. Taa ki ,Potomyalılar sahilde saf

tutarak Hamidiye gemisine secde edip hep bir ağızdan;

"Atma Hamidiye atma... şapka DA giyeceğum,vergi DA

vereceğum "diyene kadar.
Potomya neresidir, bilirmisiniz? Rizenin şirin ilçesi..
Bugünkü adıyla; Güneysu kazası.

..Şimdi de "Recep de Kim?" diyesormayınız lütfen...
Yazan: oral62 | Yorum (2) | Yorum yaz! | Bağlantı
Telefon faturası
19/12/2009  

Ev telefonu hayli yüksek gelince, ev halkı toplanmış:
Baba:
"Yahu bu korkunç bir fatura. Ben bu telefonu asla kullanmıyorum,
hep çalıştığım şirketteki telefonu kullanıyorum.
Nasıl oluyor?"

Anne:
"Aynen ben de... Akşama kadar çalıştığım bankada elimin
altında telefon. Ne yapayım bunu."

Oğlan:
"Vallahi ben de Şirketimin bana verdiği cep telefonu ile bütün
görüşmelerimi yapıyorum."

Kız:
"E benim de şirket hattım var. Ev telefonunu hiç kullanmam
ki."

Herkes aniden evdeki hizmetçiye döner ve cevap arar
gözle bakarlar.

Hizmetçi:
"Eee...
Problem ne o zaman? Sanırım hepimiz iş telefonlarını
kullanıyoruz"

Yazan: oral62 | Yorum (yok) | Yorum yaz! | Bağlantı
Dikiş makinesi
19/12/2009
 




Dikiş makinası
Adamin biri olunce azrail onu cehennemde geziye cikarmis. Kadinin birinin poposuna yarim saatte bir igne batiriyorlarmis..  " Bunun sucu neydi de boyle yapiyorsunuz ? " diye sormus.
  Azrail : " Bu kadin yarim saatte bir kocasini aldatti.. Simdi cezasini cekiyor " demis.
  Yine bir alt katta ise diger bir kadinin poposuna 15 dakikada bir igne batiriyorlarmis. Adam: " Bu da 15 dakikada bir mi aldatti ? " diye sormus..  Azrail: " Evet" deyince, adam icinden "  su dünyada ne orsplar varmis " diye gecirmis. Sonra bir alt katta karisini gormus.. Karisina 5 dakikada bir igne batiriliyormus.. Adam : " Sen de mi kari ,  neyimi begenmedin de beni aldattin ? " diye sormus.. Kadin ise telasli, telasli cevap vermis : " Herif sen beni birak da git anani kurtar. Anani dikis makinasina bagladilar."
Yazan: oral62 | Yorum (yok) | Yorum yaz! | Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->